left DivX Sinema Forum logo_right

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )

Sinema Filmleri

Kayıkcının Küreği

4 Sayfa V < 1 2 3 4 >  
Konuya Cevap EkleYeni Konu Baslat
left > Kayıkcının Küreği, Vurun Pornocuya! seperator Ayarlar V right
RaveN
mesaj Aug 29 2007, 06:08:00 PM
İleti #16


Murat Tolga Şen
Group Icon

Grup: Sinefil
İleti: 2,916
Katılım: 7-April 04
Üye No.: 625



QUOTE(DJ_OXyGeNe_8 @ Aug 29 2007, 06:31:25 PM) *
O dönemin Türk sinemasına katkısı bence göreceli.


Göreceli değil smile.gif
Neden bu kadar kesin bir cevap verdiğime gelince...
72 doğumluyum ve çocukluğum Samsun'da geçti. Samsun Büyük Cami'nin karşısında (altında Gima mağazası olan) ZAFER sineması vardır. Mutlaka hatırlayanlar çıkacaktır. Bu sinemanın hissedarı ve müdürü benim eniştem İsmet Kurt, babam da gayri resmi ortaklardan biriydi. Zafer, Konak sineması ile birlikte düzgün filmler göstermeye çalışan bir sinemaydı. O dönem Samsunda Erotik filmleri, Sümer, Yıldız ve Fuar sinemaları gösteriyordu. Televizyon gerçektende sinemanın işlerini çok düşürmüştü. Kimse sinemaya gelmiyordu. Kocaman Salon (o zamanlar salonlar balkonlu ve kocamandı şimdiki gibi cep sinemaları yoktu) bomboş kalıyordu, gelen 3-5 kişinin bilet parası salonun sobasına giden odun, kömüre bile yetişmiyordu. Gayet iyi durumda ki eniştemler, iyice borca battılar, borçlar yüzünden kimse film vermez oldu. zaten film veren yapımcılarda battı gitti. gişecinin, teşrifatcının,makinistin parası ödenemez hale geldi. Zafer son dönemlerinde mecburiyetten Erotik bazı filmler gösterdi. Hatta bir tadilatın ardından Aydemir Akbaşlı bir filmle (Fenerleri falanda yapılmıştı) merhaba dedi ve bir süre için Eniştemlerin işleri düzeldi ceplerine tekrar para girdi. (Aydemir Akbaş'ı o sebeple ailecek çok severiz:) ) fakat sonraları sıkıyönetim zamanı işler iyice düştü ve "Dünyayı Kurtaran Adam" sinemaları kurtaramadığı için bir süre sonra kapandı ve işhanı oldu.

O dönemde erotik gösteren, Sümer ve Yıldız dolup taşarken Zafer bomboştu. Öyle ki biz teyze kızlarımla fuayeyi ele geçirmiş orda bisiklete falan biniyorduk! Korkut abi vardı Gişede, büfede dururdu... Karısı parasızlıktan, çocuğunu alıp Amasya ya gitmişti. Adamcağız büfede ağlayıp bizi görünce gözlerini siliyor elimize birer Atom (Samsunda Kocaman bezeler yapılır. Atom derler) birer de Gazoz verip yolluyor, kendi haline dönüyordu. Sinema personelinin sinema da yada eniştemlerde yatıp kalktığını, Afişleri Teyzemlerin astığı zamanları bilirim.

Zafer'in soylu direnişi bir işe yaramadı ne yazıkki. Diğerleri de haklı olarak yani aç kalmamak için bu filmleri gösterdiler. Cinselliğe aç halk da bilet alıp izledi. Salonlar tarafında yaşanmış bu trajedinin benzerleri oyuncular ve yapımcılar tarafında belki de daha fazla yaşandı. Eğer o erotikler olmasaydı. Türk Sinema sektörünün televizyon ve yabancı süper yapımların baskısına dayanamayarak çökeceği gün gibi aşikar.
Sektör açısından kesinlikle can simidi vazifesi görmüşlerdir bu yadsınamaz bir gerçek bence...

Bu arada yazılanlara kızdığım yada laf yetiştirmeye çalıştığım falan düşünülmesin sakın smile.gif
sinema konuştuğumuz için ve üstünde çok konuşulmayan bir dönemi irdelediğimiz için çok mutlu oluyorum smile.gif

Konuyu devam ettirelim smile.gif
aynı baskı 80'lerde de Sıkıyönetim ve Video klüpleri sebebiyle bir kez daha yaşandı. Yeni erotik film çekilmemesine (Yassah hemşerim!) rağmen 70'lerden kalan her tarafı çiziklerle dolu kopyaları gösteren sinema salonları ayakta kaldı. Fakat yüzlerce ciddi film gösteren salon (birazda bizim kadın sorunlarına takıntısı olan az diyaloglu kasvet filmlerimiz yüzünden) battı. Hepsi Lokanta, işhanı oldu. O dönemde Büyük şehirler dışında sinema salonu kalmamıştı neredeyse (koskoca İzmitte tek salon kalmıştı : Erotik filmler gösteren Murat Sineması!)


Bu ileti RaveN tarafından Aug 29 2007, 06:10:43 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
eros
mesaj Aug 29 2007, 06:10:26 PM
İleti #17


Advanced Member
***

Grup: Üyeler
İleti: 879
Katılım: 12-September 05
Üye No.: 27,855



Bir hatayi duzelteyim, Seks filmlerinde oynayan Dilber Ay ile Beynelmilel'de oynayan turkucu Dilber Ay ayni kisi degildir.

Turk sinemasinin Seks filmi doneminde rol alan oyunculari lanetlemeye calismak, omur boyu boyunlari egik gezmek zorunda birakmak isteyen zihniyet ( levent kirca ve onun gibi seviyesiz kisiler ) elestirdigi kisilerden cok daha zavalli konumdalar bence. Ki Levent kirca da hep mustehcen ve kaba, belden asagi esprilere dayanan bir mizah yaptigina gore, "Tak fisi bitir isi, iste kapi iste sapi" gibi filmleri elestirmesi buyuk iki yuzluluk...

Turk sinemasinin Seks filmi donemini merak edenler icin 2004 yilinda yayinlanan Cihan Demirci'nin "Araya Parca Giren Yillar" kitabini da onerebilirim.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
RaveN
mesaj Aug 29 2007, 06:13:13 PM
İleti #18


Murat Tolga Şen
Group Icon

Grup: Sinefil
İleti: 2,916
Katılım: 7-April 04
Üye No.: 625



QUOTE(eros @ Aug 29 2007, 07:10:26 PM) *
Bir hatayi duzelteyim, Seks filmlerinde oynayan Dilber Ay ile Beynelmilel'de oynayan turkucu Dilber Ay ayni kisi degildir.

Turk sinemasinin Seks filmi doneminde rol alan oyunculari lanetlemeye calismak, omur boyu boyunlari egik gezmek zorunda birakmak isteyen zihniyet ( levent kirca ve onun gibi seviyesiz kisiler ) elestirdigi kisilerden cok daha zavalli konumdalar bence. Ki Levent kirca da hep mustehcen ve kaba, belden asagi esprilere dayanan bir mizah yaptigina gore, "Tak fisi bitir isi, iste kapi iste sapi" gibi filmleri elestirmesi buyuk iki yuzluluk...

Turk sinemasinin Seks filmi donemini merak edenler icin 2004 yilinda yayinlanan Cihan Demirci'nin "Araya Parca Giren Yillar" kitabini da onerebilirim.


biraz araştırdım. gerçekten dediğin gibiymiş smile.gif sayende öğrenmiş oldum bende. yıllardır aynı kişi sanırdım hatta bu kadın amma değişmiş diyordum smile.gif
yazının o kısmını editleyeyim heman smile.gif sağol bilgi için
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
niko28
mesaj Aug 29 2007, 06:23:06 PM
İleti #19


Advanced Member
***

Grup: Üyeler
İleti: 899
Katılım: 10-October 05
Nereden: izmir
Üye No.: 33,655



QUOTE(RaveN @ Aug 29 2007, 04:08:00 PM) *

QUOTE(DJ_OXyGeNe_8 @ Aug 29 2007, 06:31:25 PM) *
O dönemin Türk sinemasına katkısı bence göreceli.


Göreceli değil smile.gif
Neden bu kadar kesin bir cevap verdiğime gelince...
72 doğumluyum ve çocukluğum Samsun'da geçti. Samsun Büyük Cami'nin karşısında (altında Gima mağazası olan) ZAFER sineması vardır. Mutlaka hatırlayanlar çıkacaktır. Bu sinemanın hissedarı ve müdürü benim eniştem İsmet Kurt, babam da gayri resmi ortaklardan biriydi. Zafer, Konak sineması ile birlikte düzgün filmler göstermeye çalışan bir sinemaydı. O dönem Samsunda Erotik filmleri, Sümer, Yıldız ve Fuar sinemaları gösteriyordu. Televizyon gerçektende sinemanın işlerini çok düşürmüştü. Kimse sinemaya gelmiyordu. Kocaman Salon (o zamanlar salonlar balkonlu ve kocamandı şimdiki gibi cep sinemaları yoktu) bomboş kalıyordu, gelen 3-5 kişinin bilet parası salonun sobasına giden odun, kömüre bile yetişmiyordu. Gayet iyi durumda ki eniştemler, iyice borca battılar, borçlar yüzünden kimse film vermez oldu. zaten film veren yapımcılarda battı gitti. gişecinin, teşrifatcının,makinistin parası ödenemez hale geldi. Zafer son dönemlerinde mecburiyetten Erotik bazı filmler gösterdi. Hatta bir tadilatın ardından Aydemir Akbaşlı bir filmle (Fenerleri falanda yapılmıştı) merhaba dedi ve bir süre için Eniştemlerin işleri düzeldi ceplerine tekrar para girdi. (Aydemir Akbaş'ı o sebeple ailecek çok severiz:) ) fakat sonraları sıkıyönetim zamanı işler iyice düştü ve "Dünyayı Kurtaran Adam" sinemaları kurtaramadığı için bir süre sonra kapandı ve işhanı oldu.

O dönemde erotik gösteren, Sümer ve Yıldız dolup taşarken Zafer bomboştu. Öyle ki biz teyze kızlarımla fuayeyi ele geçirmiş orda bisiklete falan biniyorduk! Korkut abi vardı Gişede, büfede dururdu... Karısı parasızlıktan, çocuğunu alıp Amasya ya gitmişti. Adamcağız büfede ağlayıp bizi görünce gözlerini siliyor elimize birer Atom (Samsunda Kocaman bezeler yapılır. Atom derler) birer de Gazoz verip yolluyor, kendi haline dönüyordu. Sinema personelinin sinema da yada eniştemlerde yatıp kalktığını, Afişleri Teyzemlerin astığı zamanları bilirim.

Zafer'in soylu direnişi bir işe yaramadı ne yazıkki. Diğerleri de haklı olarak yani aç kalmamak için bu filmleri gösterdiler. Cinselliğe aç halk da bilet alıp izledi. Salonlar tarafında yaşanmış bu trajedinin benzerleri oyuncular ve yapımcılar tarafında belki de daha fazla yaşandı. Eğer o erotikler olmasaydı. Türk Sinema sektörünün televizyon ve yabancı süper yapımların baskısına dayanamayarak çökeceği gün gibi aşikar.
Sektör açısından kesinlikle can simidi vazifesi görmüşlerdir bu yadsınamaz bir gerçek bence...

Bu arada yazılanlara kızdığım yada laf yetiştirmeye çalıştığım falan düşünülmesin sakın smile.gif
sinema konuştuğumuz için ve üstünde çok konuşulmayan bir dönemi irdelediğimiz için çok mutlu oluyorum smile.gif

Konuyu devam ettirelim smile.gif
aynı baskı 80'lerde de Sıkıyönetim ve Video klüpleri sebebiyle bir kez daha yaşandı. Yeni erotik film çekilmemesine (Yassah hemşerim!) rağmen 70'lerden kalan her tarafı çiziklerle dolu kopyaları gösteren sinema salonları ayakta kaldı. Fakat yüzlerce ciddi film gösteren salon (birazda bizim kadın sorunlarına takıntısı olan az diyaloglu kasvet filmlerimiz yüzünden) battı. Hepsi Lokanta, işhanı oldu. O dönemde Büyük şehirler dışında sinema salonu kalmamıştı neredeyse (koskoca İzmitte tek salon kalmıştı : Erotik filmler gösteren Murat Sineması!)



Konuyla belki alakasi yok ama Samsundan bahsedince aklıma geldi yazmak istedim

Su anda bile Samsunda 2 tane benim bildigim duzgun sinema var digerleri hala sizin cocuklugunuzdaki gibi erotik filmler yayinlamaya devam ediyor sonucta hala bir seyler degismis degil ayni sekilde devam ediyor ve degiseceginide hic sanmıyorum yazınızda belirtiginiz gibi halkımız hala cinsellige ac

Ayrica atom deyince aklıma geldi samsunda universite zamanında bende ilk defa atom satan cocuklari gormustum ozellikle bafrada her yerde satiyorlar ama belli gunlerde sanirim İlk anlayamamıstım ne oldugunu sonradan beze olduklarini anlamıstım Birde yumurta savası var sanırım İlginc Gidip gorulmesi gereken sehirlerimizden biri ben cok sevmistim ozellikle ciftlik tarafı altinkum en yakın zamandada tekrar gitmeyi planlıyorum
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
OLDBOY
mesaj Aug 29 2007, 06:28:07 PM
İleti #20


king of cool
****

Grup: Üyeler
İleti: 1,095
Katılım: 9-January 05
Nereden: C:\Windows\system32\cmd.exe
Üye No.: 20,804



Raven üstad söylediklerine fazla katıldığımı söyleyemem. İlk ergenlik döneminde okuldan kaçıp izlediğim bu filmlerin çok da fazla masum olmadığını söylemeliyim.
Türk sinemasını bitiren ve aileleri sinemalardan kaçırıp ,işletmecileri teslim alan da bu filmlerdir.
Bu filmlerin onlarcasını izleyen bir kişi olarak,Hadi Çaman,Tugay Toksöz gibilerin pornoya yakın filmlerde oynadığını söyleyebilirim.(Ali Poyrazoğlu ve Aydemir Akbaş'ı vcdlerden izledik)
Ediz Hun gibi kaliteli oyuncuların sinemayı bırakıp bu filmlere teslim olmadığını da hatırlarsak geçmişte para için her türlü şaklabanlığı yapan ve donla şevişme attraksiyonu uzmanı bu kişilerin çok da fazla saygıyı hakettiğini düşünmüyorum.
Levent Kırca mı derseniz ;al birini vur ötekine...

Bu ileti OLDBOY tarafından Aug 29 2007, 06:32:12 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
Emre
mesaj Aug 29 2007, 06:37:11 PM
İleti #21


aka Night_Assassin, Sinema Sever
Group Icon

Grup: Kıdemli Üye
İleti: 3,989
Katılım: 30-November 06
Nereden: Dizüstümün önü
Üye No.: 62,678



Bunlar için en iyi cevap:
"Al birini, vur ötekine."
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
Dinosaur
mesaj Aug 29 2007, 06:51:05 PM
İleti #22


Oldest of Forum
Group Icon

Grup: Uzman
İleti: 10,015
Katılım: 10-September 05
Nereden: Denize yakın,yeşil bir yer...
Üye No.: 27,483



Raven e hak vermemek imkansız.....
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
DENIZCISERKAN
mesaj Aug 29 2007, 07:48:03 PM
İleti #23


Eski biri...
****

Grup: Üyeler
İleti: 1,200
Katılım: 31-August 04
Nereden: İstanbul
Üye No.: 8,184



ben ikisinide sevmem ama levent kırca bence artık bunamaya başladı...

jüri üyesi oldukları yarışmada,liseli çocuklar düzeyindeki ve sadece kendilerinin güldükleri esprileri,kendi çapında eğleniyorlar niyeyse...

ve levent kırca gazetede haberi çıkmadığı,kimse arayıp sormadığı için cem yılmaz'a laf atıp,birde pişkin pişkin "reklam olsun diye yaptım" diyebiliyor.

sanırım şöhret sahipleri,bir süre sonra eski şöhretlerini kaybetiikleri ve medyada haber olmalarını geektiren hiçbirşey yapmadıkları halde yinede medyada olabilemyi,kameraların kendisine dönmesini istediklerinde;levent kırca gibi ne yapacağını şaşırıp kendilerini böyle durumlara düşürüyorlar!sen gel yıllar sonra böyle abuk sabuk işlerle anıl,başkalarına sataş,televizyonda kendini küçük düşür...

ali poyrazoğlunu sevmemekten öte kıl olurum ama levent kırcanın bel altı vurma hamlesi yinede yakışıksız.zamanında yeşilçam hiçbirşey üretemiyorken pekçok kişi bu furya ile aç kalmaktan kurtuldu,bu bir gerçek...

ve sanırım şunada aç kalan levent kırca ve aç karınını doyurması,hiçbirşey yapmadan sadece programa konuk yada jüri olarak katılabilmesi için çirkeflik yapması gerektiğini çözmüş...

benim tavsiyem sıradaki eylemi için;
meclis önünde çıplak olarak amuda kalkması,petek dinçöz ile çince single yapması yada bülent ersoy bana tecavüz etti vs. gibi zekice fikirler ile gündemde kalmasıdır...

Allah akıl fikir versin dileklerimle...
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
alaturka
mesaj Aug 29 2007, 08:07:50 PM
İleti #24


Nereden nereye!
Group Icon

Grup: Kıdemli Üye
İleti: 4,434
Katılım: 5-July 04
Nereden: Ötelerden
Üye No.: 4,668



Tartışanlarla pek ilgilenmemekle birlikte, sevgili Raven'in yazısının biraz masum kaldığını söylemeliyim. Benim o döneme ait izlediğim filmlerde komedi unsurları olmakla birlikte, tamamına yakını porno içerikliydi. Araya parça koymuşlar, söyle olmuş, böyle olmuş bilemem ama bir film ya pornodur, ya değildir.

O yıllardaki durum bunu gerektirdi, o yüzden oynadım demekse büyük gaflet. O dönemde bu tarz filmlerden uzak kalan ve bugünde filmlerini zevkle izleyip, isimlerini hatırladığımız o kadar çok isim varki bana bu bir kaç kişinin hata yapanlar olduklarını düşündürtüyor.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
DJ_OXyGeNe_8
mesaj Aug 29 2007, 09:17:01 PM
İleti #25


Huzur içinde yat Michael :(
Group Icon

Grup: Uzman
İleti: 15,253
Katılım: 2-January 05
Nereden: kayıp kent
Üye No.: 19,700



Şu anda yüzlerce kanal, dijital platformlar, divx-DVD hatta blu-ray HD-DVD vs. herşey var. Görütünü ve ses sistemleri tavan yapmış durumda. Sizin anlattıklarınıza göre, şu hali ile sinemaların ve oyuncuların sürünmesi gerekiyor. Oysa tam tersi; sinema salonları, hatta Türk filmlerini oynatan sinema salonları dolup taşıyor (üstelik cinsellik kullanılmıyor). Bence mevzu kolaycılık ve kolay yoldan para kazanma. Buna o kadar alıştılar ki, bugün açtık, mecburduk kulpu takılıyor. Bence savunulacak tarafı yok. Aç kalan her işi yapar mantığından gideceksek; geride kalan oyuncular, yönetmenler yapımcılar neden yapmadı. Açlıktan mı öldüler? Belki sıkıntı çektiler, belki kötü dönemler geçirdiler. Türkiye'de yaşayan herkes sıkıntı çekiyor (kendimi bildim bileli)

Filmlerin komedi tarafına gelirsek; en kolay güldürme şekli belden aşağı espri. Bakınız Levent Kırca, Ali Poyrazoğlu vs. vs. Filmlerin gerçekten komik olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu.

Afişine Beş Dakkada Beşiktaş - Kartal Pendik Gittik Geldik vs. yazarsanız komikmiş gibi durur. Ama sadece komikmiş gibi durur. Komik olmaz, nitekim olmadıda. Olsaydı bugün devam ediyor olurdu.

Ayrıca tekrar ekleme yapayım. Bence o oyuncular ve yapımcılar Türk sinemasına en büyük darbeyi vurmuşlardır. İşi o kadar ayağa düşürdüler ki; gerçek sinema emekçileri piyasadan uzaklaşmak zorunda kaldılar. 3-5 kuruşa her yerimi gösteririm diyen oyuncuların yüzünüden onları kaybettik. Bu kadar ucuz bir et pazarında olmak istemeyen insanlar, sinemadan uzak kaldılar. Bunların yüzünden onlara iş gelmedi. Çünkü 3 günde film çekmek çok kolaydı. Kim o kadar para ödeyip Türkan Sultan ile film çekmek isterdiki; hem oyuncular ucuz ve şaklabandı, hem salonlar doluyordu, hemde filmler çok kısa zamanda paraya dönüyordu. Kim ne yapsın gerçek emekçileri. Gerçek oyuncuların tatlı kaprsilerini neden çeksinler, bir sürü ucuz şaklaban vardı zaten.

Hababam sınıfı seriside komediydi. Yıllarca sonra bugün bile gülüyoruz. Sizce o seri ile bu tür filmlerin arasında nasıl bir fark var. Oyunculuk, senaryo, yönetmen, yapımcı, emek, samimiyet ve daha bir çok şey. Bu filmlere Türk sinema tarihinin komedi filmleridir dersek; en büyük haksızlığı Hababam Sınıfı başta olmak üzere diğer tüm filmlere yapmış oluruz. Bunlara komedi dersek; rahmetli Kemal Sunal'ın, Vahi Öz'ün, Adile Naşit'in, Sadri Alışık'ın, Hulusi Kentmen'in, Nubar Terziyan'ın ve daha sayamayacağımız yüzlerce sinema emekçisinin kemiklerini sızlatırız.

Bunlara aventür dersek; o zamanda gerçek aventür filmlerimize haksızlık etmiş olacağız.

Sinema salonu işletmecilerini bu konudan ayrı tutuyorum (onların yapabileceği bir şey yok, sonuçta ne gelirse oynatmak zorunda kalıyorlardı. Kalitelisi gelse onu oynatırlardı; tıpkı bugün olduğu gibi)

RaveN üstadım; cevabım şahsına değildir. Bunlar tamamen kişisel düşüncelerim. Yoksa sinema bilginden faydalanan en büyük takipçilerindenim. Her incelemeni zevkle okuyorum. Umarım sözlerimi yanlış değerlendirmezsin.

Bu ileti DJ_OXyGeNe_8 tarafından Aug 29 2007, 10:04:55 PM yeniden düzenlenmiştir.
Üye ForumdaProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
Akuma_Blade
mesaj Aug 30 2007, 10:22:01 AM
İleti #26


Advanced Member
***

Grup: Üyeler
İleti: 734
Katılım: 5-November 05
Nereden: İskenderun / HATAY
Üye No.: 39,016



25 Ağustos 2007 Cumartesi günü Sabah'da çıkan Ali Poyrazoğlu köşe yazısından...

İtiraf ediyorum...

Levent Kırca'nın kendisine yönelik ithamlarına tepki gösteren usta tiyatrocu Ali Poyrazoğlu, bugüne kadar yaptığı işlerin altını çiziyor ve "Yalan rüzgârı estirip kendilerini küçültenleri, bu yoldan gündemde kalmaya çalışanları izlemek beni sadece üzüyor," diyor.
Evet, itiraf ediyorum ki olan bitene çok şaşıyorum. 35 yıl önce kurdum, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nu... Çocuk büyüdü, gelişti, son beş yıldır da çok iyi bir performansla, benimle çalışan, tiyatromu sırtlayan arkadaşlarla ve seyircilerimizle birlikte çok başarılı projeler gerçekleştirdik. Farklı bir tiyatro yarattık. İstedim ki hep sahnelediğimiz oyunlar iz bıraksın... Seyirciler salonumuzdan zenginleşmiş olarak, tiyatroyu daha çok severek çıksın... Son projelerimizin hepsi doğrusu kıskanılacak başarı çizgisini yakaladı. Kobay, Eski Çamlar Bardak Oldu, Ödünç Yaşamlar, Havada Bulut, Sağlık Olsun, Ben Eskiden Küçüktüm, Tak Tak Takıntı seyircilerimizin gönlünde yatıyor. Tak Tak Takıntı'yı ve Ben Eskiden Küçüktüm'ü bu yıl da İstanbul'da ve turnelerde oynamaya devam edeceğiz. Tiyatroda da sinemada da risk aldım hep... Yadırganabilecek projelere girdim. Büyük bir kısmından yüzümüzün akıyla çıktık. Sinemada 35 yıl önce içinde cüretli sevişme sahneleri olan filmlerde oynadım. O zaman cüretliydi, geçen zamanla her şey o kadar değişti ki, o dönem çevirdiğim 12 film televizyonlarda gösterildi. O filmlerde cinselliğin bir tabu, bir yasak, bir öcü gibi gösterilerek insanların yaşamının karabasana dönüştürülmesine karşı olduğum için bilerek isteyerek oynadım. "Tiyatromuzun durumu sıkışıktı," "Memlekette anarşi vardı," "Kimse tiyatroya gelmiyordu," palavralarının arkasına sığınmadım.

OYUN KIYAMET KOPARIYOR
Yapımcıların bir kısmı işin tadını kaçırınca, 10 yıl sinema yapmadım. Ardından bir kısmı geleceğe de kalacak olan bana en iyi oyuncu, en iyi yardımcı oyuncu ödülleri getiren, bir kısmı çok iyi iş yapan, bir kısmı ağır sanat filmi olduğu için gişelerde pek parlamayan birçok film çevirdim. Hepsi çok iyi hatırlanan, "O oyunu bir daha oynasanıza..." diye seyircilerimizden talep gelen Aziz Nesin'in Hakkımı ver Hakkı, Deliler Boşandı oyunlarını da ben sahneledim. Haldun Taner'in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım adlı eşsiz oyununu, Türk tiyatrosunun büyük klasiğini dört yıl aralıksız oynadım. Refik Erduran'ın Canavar Cafer'ini tiyatroda iki yıl oynadım, sinemada da aynı karakteri canlandırdım. Çılgınlar Kulübü, Türk tiyatro tarihinin en çok oynanan oyunlarından biri oldu. Oyun çok yankı uyandırdı, çok tartışıldı. O oyundaki rollerimizle ben ve Bülent Kayabaş en iyi erkek oyuncu ödüllerini aldık. Evet, Evet, Evet'te, Oğlum Çiçek Açtı'da... Uzakta Piyano Sesleri adlı oyun, Anton Çehov ve Stanislavski'nin yaşamlarına bir yolculuktu; Çehov rolü bana en iyi oyuncu ödülünü getirdi. Aynı yıl sinemada Atıf Yılmaz'ın Arkadaşım Şeytan'ıyla dünya sinemasında bir ilki yaşamak bana nasip oldu. Aynı filmle hem en iyi erkek oyuncu hem de en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini aldım. "En iyi kadın oyuncu ödülünü de verselerdi bari..." diye şaka şaptım. Bu yıl Tak Tak Takıntı oyununda canlandırdığım Madam Arşaluz karakterinin adını Muammer Karaca'nın yıllar önce bir oyunda canlandırdığı Madam Arşaluz'dan aldım. Karaca Tiyatro'da oynadığım yıllarda Muammer Bey'in Madam Arşaluz fotoğrafına her gün bakar, "Bir gün kadın oynarsam adı mutlaka Arşaluz olacak," derdim. Yaptım. Tak Tak Takıntı şu an Bodrum'da Magic Life'ta sergileniyor; ayıptır söylemesi kıyamet kopuyor. "Arşaluz'la en iyi kadın oyuncu ödülünü alırım artık," diye fiyaka yaptım; ama erkek oyuncu ödülünü aldım. Biraz putlar kırılsın, biraz eğlenelim, sıradanlıklara azıcık da olsa karşı çıkılsın diye törene kadın kılığında gittim. Çok eğlendik. Bazı enayiler öküz altında buzağı aramaya kalktı.

İNSANİ OLAN HER ŞEY
"İnsani olan hiçbir şey yabancım değildir..." Bu sözler Karl Marx'a ait... Benim de her zaman önümü aydınlatır, çalışma masamda baş köşede duruyor. Oyun ya da senaryo güzelse hiç çekinmeden, "Ne gözle bakarlar?" demeden oynarım. İnsanın özüne, çelişkilerine, farklılığına, açmazlarına, sevinçlerine, korkularına yolculuk bizim işimiz. Farklı cinsel tercihlere saygıyla yaklaşmamız gerekiyor. Çılgınlar Kulübü de Oğlum Çiçek Açtı da eşcinsellerle toplum arasındaki uyumsuzluğu tartışan oyunlardı. Yıllarca oynadık. Seyirciler tıklım tıklım doldurdu oyunlarımızı. Risk almıştık; seyircimiz aldığımız riski kucakladı. Çünkü insani olan hiçbir şey onların da yabancısı değildir. Oğlum Çiçek Açtı otoriteyle takıştı, mahkemeye düştü; 'eğitici ve öğretici' kararıyla beraat etti. TV oyunu olarak çektik. Star TV'de en az 15 kere gösterildi. Çılgınlar Kulübü hem Fransızlar hem de Amerikalılar tarafından filme çekildi. İki versiyonu da ülkemizdeki bütün sinemalarda ve büyük TV kanallarında o kadar çok gösterildi ki, o kadar çok izlendi ki... Niye mi? Oğlum Çiçek Açtı da Çılgınlar Kulübü de ahlakçılığın, cinsel konularda tutuculuğun arkasına saklananların, başkalarına ahlak satmaya kalkanların aslında kendi ahlaksızlıklarını saklamaya çalıştığından söz eden, çok alaycı, çok eğlenceli oyunlardı. Şu anda yurt dışındayım. Önemli bir projenin hazırlıklarıyla uğraşıyorum. Pazartesi gecesi Bodrum'da Tak Tak Takıntı oynuyacağız. Bizim tiyatro yaza kışa bakmaz, oynamaya devam ediyoruz. Sanatta izleyici kendisini manen zenginleştirenleri, yaşamında iz bırakanları zirveye taşır, orada tutar. Başarımızın sırrı seyircimizle oynadığımız takım oyununda gizli... Arkamdan atılıp tutulup, bir sürü yalan söylenip, onlar da gazeteciler tarafından kapışılıp, habire ısıtılıp ısıtılıp servis ediliyormuş.

'BUNLARIN HEPSİNİ YAPTIM'
Bilenler biliyor, bilmeyenler de öğrensin diye yazdım. İtiraf ediyorum ben yukarıda saydığım bütün işleri ve daha nice oyunları sahneledim. 350 bölüm TV dizisi çevirdim; bunun 300 bölümünü yazdım ve yönettim. 200'e yakın konferans ve seminer verdim, altı kitap yazdım, 15 yıldır köşe yazarlığı yapıyorum, 11 yıldır radyolarda Gölgede Muhabbet adlı şovu yapıyorum. 35 oyunu Türkçe'ye çevirdim, altı oyun yazdım. İtiraf ediyorum... Bunların hepsini ben yaptım. Tabii ki başarıların yanında, başarısızlıklar da cevapların yanında hatalar da var; ama hep söylerim "Ben hatalarının üniversitesinden mezun olmayı beceren bir insanım..." Başkalarının "Etrafa çamur atalım da lekesi kalsın," çabalarını izlerken onların namına utanıyorum. Bizim seyircimiz, bizim nasıl tiyatro yaptığımızı biliyor. Ve olanı biteni hayretle izliyor. Evet, itiraf ediyorum yalan rüzgârı estirip kendilerini küçültenleri bu yoldan gündemde kalmaya çalışanları izlemek beni sadece üzüyor.

Bu ileti Akuma_Blade tarafından Aug 30 2007, 10:23:44 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
RaveN
mesaj Aug 30 2007, 05:29:24 PM
İleti #27


Murat Tolga Şen
Group Icon

Grup: Sinefil
İleti: 2,916
Katılım: 7-April 04
Üye No.: 625



Zafer sinemasından ve müdürü olan İsmet eniştemden bahsetmiştim ya, buda eniştemden defalarca dinlediğim bir anıydı. İnternette Zafer Sineması diye aratınca buldum.

QUOTE
HÜLYA OKUR- Siz olurdunuz ama onlarda oldu mu acaba? ikiz çocuklarınız Süheyl ve Süha Uygur’un doğumu,“Samsun Zafer Sineması’nda oyuna çıkmanızın 10ncu dakikasında, hamile olan eşinizin sancısının tutması ve sizin seyirci anlamasın diye oyunun bir parçasıymış gibi eşinizi ‘hanımefendi sizin yemeğiniz hazır dışarıda’ diyerek dışarıya çıkartmanızla başladı. Sahne, çocuklarınızın doğum sedyesi, parkı ve oyun bahçesi olmaktan ekmek kapısı olmaya kadar gitsin istediniz mi? Başka mesleklere yakıştırdınız mı?



NEJAT UYGUR- Sancısı tutunca sahnede, hizmetçiyi oynuyordu. Su getir bana dedim ve çıktı. Doğum evine götürün hemen dedim. Doğum evi de 30-35 metre. Biz oyuna devam ettik, yarım saat, bir saat kadar. Birinci bölümün sonuna doğru sinema müdür geldi: “Nejat abi bir şişe rakı alacağım, bir oğlun oldu” dedi. Döndüm seyirciye söyledim. Böyle böyle bir olaydı, sizden habersiz biz görevimizi yaptık, bir oğlum oldu”dedim. Alkışladılar seyirciler. Biz devam ettik. Oyun bitimine doğru müdür geldi, “biliyorum” dedim, bir oğlum oldu.” Hayır hayır bir tane daha oldu.” İşte o zaman sinemanın tavanı benim üstüme yıkıldı böyle.

User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
ahmetnemci
mesaj Aug 30 2007, 11:57:52 PM
İleti #28


Member
Group Icon

Grup: Kıdemli Üye
İleti: 347
Katılım: 13-August 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 63,209



Öncellikle Erotik Türk Filmleri ya da Sineması dönemini Levent Kırca - Ali Poyrazoğlu arasındaki "para bölüşüm" kavgasından ayrı bir şekilde incelememiz gerektiğini düşünüyorum.


Yanlış hatırlamıyorsam Sermet Serdengeçti'nin başrolde olduğu bir film ile başlayan bir dönemdir ve 12 Eylül ile son bulmuştur.


Aslında bu dönemi ikiye ayırmak gerekli.


Birinci dönemde; porno ile hiç ilişkisi olmayan daha çok komedi içerikli filmler yapılmıştır. Keza bu dönemde insanlar ailleriyle bu filmleri izlemişlerdir. Ekseriyetle bayağlıktan uzak ama kalite yönünden vasat filmlere imza atılmıştır çoğunlukla.

Birinci dönemin getirdiği ticari başarı sonucu pek çok değerli sinema oyuncusu film çevirmeyi bırakmıştır. Gerçi onlarda uzun zamandır -salon komedisi- diyebileceğimiz filmler yapmaktaydılar ya da birbirinin tekrarı melodramlara imza atmaktaydılar.

Yine bu dönemde yeni "starlar" ortaya çıktı. Arzu Okay gibi.

Ancak bir hata yapıldı. O da şuydu; izlenen ama genişletilmesi ya da tekrardan uzak yeni yapımlar yapılması mümkün olmayan erotik sinema bir noktada tükendi.



İşte bundan sonra ikinci dönem başladı.



İkinci dönem Erotik Sinema'yı hiçbir şekilde masum göremeyiz.

Burada birinci dereceden suçlu olan yapımcılardır. Zira filmlerin içine porno sahneler montajlattılar.

Tabi bu yöntemi tanınmış oyuncuların ya da pornoyu kabul etmeyecek oyuncuların filmlerinde yaptılar. Aydemir Akbaş, Ali Poyrazoğlu, Hadi Çaman gibi.

Yine bu dönemde tanınmamış oyuncularla sahte montaj yapılmadan aleni porno filmler çekildi.


Lafın özü Raven'e bazı noktalarda katılmakla birlikte işin özüne baktığımda katıldığımı söyleyemem.


Evet, bu oyuncular porno oynamadılar ama montajla eklendi bu sahneler. Yani bir resmin hem de hoş olmayan bir resmin içinde yeraldılar.

Keza bu filmlere bu sahnelerin eklendiği gördükleri halde oynamaya devam ettiler.

Şunu diyebilirler, "Para kazanmak zorundaydık..."

Tamam saygı duyarım, sonuçta insanlar karınlarını doyurmak zorunda ama bu olayın çarpıklığını ve kabahatini gizleyemez bence.


Gelelim bu güne.

Ali Poyrazoğlu bence son derece yaratıcı -belki biraz kasıntılı- ama iyi bir oyuncu. Tiyatro ile ilgilenen bir insan olarak sanat için çok şey yaptığını ve yapmaya çalıştığını söyleyebilirim.

Saygın bir sanatçı mıdır? Evet saygındır ancak porno sahneler motajlanmış filmlerde rol almıştır.

Yine de bu hakkikat onun sanatçı saygınlığını azaltmaz ve bence azaltmamalıdır da.

Sadece bir saptama yaparken eksi ve artı yönleri olabildiğince ortaya koymaktır önemli olan.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
bigboss
mesaj Aug 31 2007, 07:35:24 AM
İleti #29


3* CMAS
****

Grup: Üyeler
İleti: 1,575
Katılım: 19-May 04
Üye No.: 2,621



Ali Poyrazoğlu'ndan nefret ederim, özellikle youtube'da izlediğim Seray Sever'in programında yaptığı şeyden sonra iyice tiksindim(link vermeyeceğim isteyen seray sever yazıp bakabilir). Aksine de Levent Kırca'yı severim. Fakat söylediği şeyler, girdiği polemik onun hakkaten seviyesini düşürmüş. İnsanlar oynadığı filmlerle aşağılanmamalı bence, o filmlerde oynayan insanlar sapık oldukları için oynamıyorlar, çoğu insan gibi para kazanmak için oynuyorlar(Ali Poyrazoğlu'ndan şüpheliyim). Bu sokaktaki çöpçüyle dalga geçmekle aynı şey.
Şu anda bile dünyada erotik, porno filmler çekip çoluğu çocuğu olan, normal hayat yaşayan insanlar var. Sibel Kekilli'nin de haberleri çıktı ama kimse onu pornocu diye sinema camiasından atmadı.
Biri reklam yapmaya çalışıyor, diğeri de elimde fırsat var ben de yaralanayım diye fazlasıyla karşılık verip olayı körüklüyor.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
errhaan
mesaj Aug 31 2007, 05:40:34 PM
İleti #30


Kötüyüm Ben Kötüyüm
Group Icon

Grup: Etkin Üye
İleti: 1,257
Katılım: 16-September 04
Nereden: Türkiye
Üye No.: 9,346



Çok tartışmaya bulaşmak istemiyorum. Hadi Ali Poyrazoğlu tu kaka filmlerde oynadı yaramaz adam o zaman sen sinemaya bu tür filmlerde adım atan biriyle nasıl o kadar sene evli kaldın diye niye sormuyorlar bu adama ben bunu anlayamıyorum. (Oya Başar'ın da bu tür filmleri var erotik komedi mi her ne halt ise ondan).
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
4 Sayfa V < 1 2 3 4 >
Konuya Cevap EkleYeni Konu Baslat
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



rss Basit Görünüm Şuan: 30th July 2014 - 01:05:45 PM